Seni Unutmak Mı?

Kızım’a (Zeynep Berfin)

Çiçekleri koklamak unutulur mu?
Hayır unutulmaz...
Ama sen de bir çiceksin...
Bu durumda seni unutmak mümkün değildir.

Peki seni neden unutmak istiyorum ki?
Oysa sen yüreğimde ince bir sızısın
İyileşmeyen.
Ve dermansız...

Yürek nasıl yanar bilmeyenler unut diyorlar,
Söylesene seni unutmak kolay mı?
Çiçekler unutulmaz...
Seni unutmak nasıl mümkün olsun.

Bilmiyorum şimdilerde beni anlıyor musun?
Seviyor musun?
Özlüyor musun?
Sevmek bir yana da özleyebildiğini sanmıyorum.

Hiçbir şey bilmek istemiyorum
Düne dair...

Ama sen dün gibi aklımdasın,
Gün gibi karşımda
Ve sen gibi benliğimde.

Seni unutmak geldikçe aklıma,
Unutmak ihtimali üzerine
Her gördüğüm yalnızlığa kurşun sıkıyorum.
Her yalnızlığa bir kurşun...

Her gece yarısı,
Ferman geliyor yüreğimden,
Yalnız geçen her gün için,
Bin kurşun sıkılacak karanlığa...
Ben karanlıktan korkuyorum.

Sen hayır diyorsun bin yetmez
Bin milyon olsun
Ve ilk defa konuşuyorsun...
Sonra yeniden susuyorsun...

Sen yoksun yanımda diye en sevdiğin
Salçalı makarnanın yenmesini yasaklıyorum kendime,
Önce kendime,
Sonra bu hain şehre.
Artık bu şehirde makarnaya salça konmayacak.
Makarnanın yanında sevdiğin misket köftelerden yenmeyecek...

Perdeleri duvara çiviledim dün gece
Hiç açılmasın, sensiz gün ışığını istemiyorum.
Bütün odaları boşalttım.
Artık seninle top oynadığımız salona da girmiyorum.
Sensiz sessiz evim hiç gülen yok içinde.
Sadece ses olsun diye,
Televizyonu açtım, artık hiç kapatmıyorum.
Biliyor musun yaşananlar ve yaşanacaklar,
Sadece ikimizin hikayesi.
Senin ve benim...

Yatağımı televizyonunun karşısına koydum.
Artık sensizken kalkıp mutfağa bile gitmiyorum.
Tek derdim sen ve sensizlik
Ve ikide bir arada.
Bir de dermanım olsan...

Sokağa çıkıyorum.
Çocuklar top oynuyorlar.
Aynı yolu kullanmadan,
Ve parka hiç uğramadan,
Sessizce geçiyorum mahalleden.

Bir rüzgar var sensiz esen.
Diyorum ki rüzgar alıp getirsen bana diğer yarımı...

Öyle ya biz bir elmanın iki yarısıyız.
Bir de bütün olmayı başarsak...

Seni özlüyorum.
Yalnızca seni,
Sensiz dondurma da yemiyorum,
Taze ve süt mısır almıyorum.
İçimde bir çocuk ağlıyor
Ona bile sen değilsin diye bakmıyorum.

Geceleri gürültü olsun diye sesini açıyorum televizyonun.
Sonra hüngür hüngür ağlıyorum.
Yemek saatlerinde mutfak masasına oturuyorum karşımda sen varsın sanki...
Öylesine seni seyrediyorum gerçekten sen varmışsın gibi...
Uzatıyorum ellerimi hayal saçlarına dokunuyorum.
İpek saçlarını alıyorum avuçlarıma doyamıyorum,
Doyamıyorum sana dokunmaya.
Sanki yanımda sen varmışsın gibi...
Kahretsin yine gülümsüyorsun...
Yüreğim yanıyor.
Bebeğim seni özlüyorum...

Bazen bahçeye çıkıyorum çimleri sulamak için.
Bazense oturuyorum boş odaya şiirler okuyorum,
İçinde adın geçen şiir arıyorum.
Sensiz ve anlamsız,
Sensizliği anlatmaya dair şiirler.
Aşk gibi sevda gibi,
Sen ve sensizlik gibi şiirler.
Ben yazmaya karar veriyorum,
Başlıyorum yazmaya gece ilerliyor
Ama boş kağıtlar üzerine sert atılan çizgilerle birer birer yırtılıyor.
Sensizliği anlatamıyorum.
Boğazıma yumruk saplanıyor,
Hıçkırıklar düğümleniyor.
İşte o an yine televizyonun sesini açıyorum.
Çiçeklere su veriyorum.
Suyu sen içer gibi.
Sessizce olmasa da huzurlu ağlayabilmek istiyorum.
Odanın boş duvarları sensizliği anlatıyor bana.
Yine de kaleme alamıyorum sensizliği şiir tadında,
Ağlamakla meşgulüm zamanın çoğunda.
Yumruk gibi bir hıçkırık halâ boğazımda...

Bütün bilyaları topladım birazını çöpe attım,
Kalanı vitrinde saklı halâ.
Artık onları görmek bile istemiyorum.
Bana sensiz geçen günleri hatırlatıyor.

Seni halâ seviyorum diye bir cümle kuramıyorum,
Zira seni sevmemek gibi bir ihtimali düşünemiyorum.
Kahretsin adını koyamıyorum bu ayrılığın.
Ne denebilir ki bu ayrılığa.
Kahpe bir gecenin sabahında terk edilmek mi?
Ya da...
Söylemek bile gelmiyor içimden...

Hazmedemiyorum sensizliği kadehleri alıyorum elime,
Boş odaya oturuyorum.
Bu duvarda yok resmin...
Yok çünkü o resmi gördükçe seni, sensizliği hatırlıyorum
Ve kahrediyorum yaşamaya.
Dostum deyip boynuma sarılışın geliyor aklıma...
Birden çekiyorum ve hiç boşalmamış gibi yeniden dolduruyorum kadehi...
Artık rakıyı da çay bardağıyla içiyorum..
Rakıya su koymuyorum.
İçtikten sonra diğer kadehler gibi son kadehi de duvara vuruyorum.
Kısaca her seferinde kadehleri bu yeni bir gün artık o yok diye
Başka başka kadehlerle aldatıyorum.
Ve sensizliği adını halâ koyamıyorum.
Unutmak gelmiyor içimden seni.
Kokunu özlüyorum.
Tenini özlüyorum.
Seni özlüyorum.
Ve yine seni özlüyorum.
Hasretin yüreğimi yakıyor.
Bazen seni düşünürken ne dediğimi bile bilmiyorum.

Bazen senin beğenerek yediğin sosislerden kızartıyorum,
Ama sensiz yemek mümkün olmuyor.
Artık eve sen yoksun diye süt de almıyorum.
Seni özlüyorum her yemek saatinde yaptığın yaramazlıklar geliyor aklıma.
Sağa bakıyorum yoksun solda da yoksun oysa...
Ağlamak geliyor içimden bazen ağlayamıyorum.
Bazense ağlıyorum sessiz ve yalnızca...
Bazı geceler hiç yapmadıklarımı yapıyorum eve bile gitmiyorum.
Çünkü her odada senin kokun oluyor...
Seni özlüyorum...

Bir arkadaşım vardı yanımda,
Bende kaldı bir gece...
Televizyonu kapamadığımı fark etti
Ve kendisi kapadı
Kısa bir süre sonra açmak zorunda kaldım.
Galiba sabaha karşıydı.

Sordu bir gün neden diye...
Doğru ya neden.
Sessizlik dedim.
Anlamadı.
Oysa dışarıda harıl harıl çöp kamyonunun sesi vardı.
Ve uyuyamamak için yetirli sivri sinek...
Oysa o bilmiyordu ben sensizlikten korkuyordum...
Sensiz uyuyamıyorum...

Sen gittikten sonra bir akşam ilk defa telefonla konuştuğumuzda
Ne kadar da tatlıydın bütün gece yine uyuyamadım mutluluktan.
Halâ aklımda ve kalbindeydim...

Yokluğunda kulağımda hep o malûm nihavend şarkı var...
Bir İstanbul meyhanesini anlatıyor galiba..
Sensiz meyhaneyi neyleyim...

Biliyor musun uzun zamandır en büyük korkum,
Birini senden daha çok sevmek.
Sevmek diyorum çünkü senden başka sevgi düşünemiyorum.
Sen Allah aşkından sonraki en büyük aşkım olmaktan öte,
Ve en büyük acımsın...

Bir sabah sana bir mont bir de bebek almıştım,
İlk karşılaşmamızda vermek umuduyla.
Sen bebeği duvara atmıştın.
Kırılmak geçti içimden,
Ama ben sana kırılamazdım

Seni özlüyorum,
Ağlamak geliyor içimden ağlayamıyorum.

Seni sevmemek diye bir şey yok lügatımda.
Unutmak asla...
Ne zaman seni düşünsem seni,
Seni ilk defa kollarıma aldığım o Cuma vakti geliyor aklıma.
Seni sevmemek diye bir şey yok...
Unutmak asla...
Ama sensizlik var nafile bir çırpınış...
Ona da elimden bir şey gelmiyor.
Biliyor musun?
Senin adını duyunca dilim tutuluyor.
Heyecanlanıyorum.
Daha çok sensiz kalmaktan korkuyorum...
Senin adının bundan böyle,
Yeni doğmuş ve küçük kızlara konmasını yasaklayacağım...

Her yeni doğmuş çocuk için bin can alınacak.
Hayır diyorsun.
Her yeni doğmuş çocuk için
Bin milyon şeker alınmalı...

Zeytin gözlüm ben bin kere senin misket bakışlarına vurgunum...

Ne zaman seni düşünsem,
Yalnızlık geliyor aklıma.
Ne zaman seni düşünsem,
Sensiz yaşamak yerine ölüm isteği geliyor aklıma...
Seni özlemek,
Seni özlemek öylesine zor ki!

Bazen telefonda söylediğin,
Seni özledim kelimelerinden başka bir şey yok,
Sana ait ve koluklarımda yankılanan.
Evet bebeğim ben de seni çok özlüyorum.

Özlemek bir sanat bence...
Seni sensiz özlemek...
Ama içten söylendiğinde,
Hani bir çırpıda değil de titrek sesle ve hecelercesine,
Anlamlı olan tek kelime...
Başlı başına anlam ifade eden tek kelime...
Seni seviyorum demek bile iki kelime...
Seni özlemek sevmekten daha zor aslında...

Senin özlemelerinin yalan olduğunu biliyorum...
Sadece sorduğum zaman özledim diyorsun.
Sen özleyemezsin ki bebeğim.
Özlemek nedir bilemezsin.

Her gece yeniden içimde
Çığ gibi büyüyor içimde yokluğun...
Seni özlüyorum ama.
Sen yoksun...

Sonunda anladım bebeğim,
İçimde çığ gibi büyüyen sensizlik ateşinin bir gün söneceğini düşünmek,
Sadece düşence teşebbüsünden ibaret...
Bu ateşin sönmesi imkânsız sonunda anladım.
Masamın üzerine sadece senin resmini koydum,
Odamda televizyonun üstüne,
Vestiyerde aynaya.
Ve cüzdanıma...
Her yerde sadece sen varsın.
Her yerde ve her şeye sen varsın sadece.
Seni özlüyorum ama elimden gelen bir şey yok...

Fırtınalara esir teknenin kaptanıyım sanki.
Hangi rüzgar ne yöne sürüklerse oraya gidiyorum.
Biliyorum başım yıldızlara hiç değmeyecek,

Bu gece...
Tahta iskelede seni bekliyorum...
Anlat diyor yalnızlığım,
Hayır anlatılacak bir şey yok.
Canım rakı, peynir ve kavun çekiyor.
Oysa sensiz nefes bile almak gelmiyor içimden.
Biliyor musun?
Sana adın çok yakışıyor,
Banaysa sana canım bir tanem demek.
Seni özlüyorum canım...

Seni özlüyorum.
Uykusuz gecelerimde seni,
Sabahımda seni,
Akşamlarımda seni,
Her zaman özlüyorum...
Sevginin özlemi sardı mı seninde kalbini
Kızım, zeynebim,
Sen de beni özlüyor musun?
Benim gibi...


Ankara - 2005
Puan Ver:
Eklenme tarihi : 01.01.2008 | Okunma : 3912

Ekleyen: admin

Sair: İbrahim İmer

Etiketler : Seni, Unutmak, Mi, ibrahim, imer,
Gönder
Gönder