|
|
Yol
Geride bir türkü boyu kavaklar bıraktım. Gerisi!, gerisi! diyorum; ardımdaki kargaşa. Tüfeklerin ormana çevrildiği yer. Ayak izlerinden lüks kokular geliyordu insanların ve kutsal bir görevmiş gibi, besliyorlardı hayvanlıklarını. Harcayarak yapıyorlardı tapınmalarını. Kalabalıklar girdi kavaklarla arama ve bir türkü boyu kavaklara ulaşmıyordu sesim. Kitaplardan sokaklara insanlar dökülüyordu ve dolduruyordu şehri yalnızlığım için.
Taaaaaak!-taaaaaak! onların boynuzları var. Onlar! Onlar! Diyorum. Onlar kirli bıyıklı işçilerdir. Onların boynuzları varsa hâlâ, çakallar uluyorsa hâlâ onların duvarında, benim de dalgalarımın orta yerinde güneşim var sapsarı, ayetler okuyan. Onlar kirli bıyıklarını değil boynuzlarını bıraktıklarında sınırlar dışına ormana dalıyorum ben de. Odun her yerde odunmuş gördüm. Demire nerede vursan aynı ses.
Hepsini bir çizgiye çekip kelimelerin bir çağlayan gibi kolayına kaçmak akmanın, belki insana mahsustur, siyahları yakışınmak. Belki insana mahsustur sandalye olabilmek. Kalabalıklar hücrelerimi böylece çoğaltıyordu. Benim kanımda yüksek miktarda insan var.
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler. |
|