Sabahın muştularına aldırmaksızın yine rüyalarıma giriyorsun yüzüstü kalan ümitlerime rağmen doruklara çıkarıp sevgimi yerin yedi kat dibine geçiriyorsun sonra sonra gün gecenin karanlık yüzünü gösteriyor ağarınca parıltısıyla yalnızlığımı ötüşen kuşların sesiyle hasretimi hicranda kalmışlığımla mutsuzluğumu sabah yeli kapımı çaldığında hiçliğimi hasretimi bir çiçekçinin önünden geçtiğimde ve özlemlerimi her gül görüşümde neden hatırlarım bilinmez?.. ruhumda büyüttüğüm çıkmaza dem vuruyorsun aşkıma ve hayallerime beni bekleyen bir geleceğe bir ışık uğruna bilmem kaçıncı hüzne kan bırakıyorsun sonunda bilmem kaçıncı kez!.. Tebessümüne sevda diye bakmak karamsarlığın varlığından habersiz kanayan bir yara gibi acı kondurursa yüreğime beklemeyi hiç mi hiç öğrenemem ne şafak sökümünü/ne gurubu ne gazelleri ne gül kurusunu ne de çocukça sahiplendiğim anlamsız bir o kadar da pervasız gururu farkedemem... Çılgınca geçen günlerin sancısını bir serzenişin bedenimde bıraktığı izi kulaklarında çınlayan haykırışın ş
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler.