|
|
Oannes
Defnelerin kokusunu saçlarına toka yapmış Badem gözlerinde Ay'ın halesi gözüken sarışınım.
Demiştim sana:
"Eğer ki kalbimi koza bellemiş bir kelebek senin bahçende kanat çırpabiliyorsa o bahçeyi önce koklamalı sonra da sulamalısın" diye
Şimdi ise görüyorum ki o bahçede gündüzleri çiçek açar oldu kelebeğim pır pır uçuverir oldu. geceleri kalbindeki özü içine çeker oldu.
niye gözyaşlarını içine akıtıyorsun da onları yüzüme sürmeme izin vermiyorsun saatlerce göğsüme saplanıp hayallerindeki ayak basılmamış sahili bana anlatmıyorsun
belki taşacak benimkilerle birlikte o nehir belki çam ormanlarında çalacağım seninle özgürce lir
niye takılıyorsun saatin kadranına gözün ne demek olduğunu bilen sarışınım Niye mumların alevinde içindeki karnaval davullarını çalmıyorsun bana
Sen Oannes olmalısın yarı balık yarı insan balinaların karnında nefes alan içinde kin nefret barındırmayan bilgi dağıtan hüzünlü efsanelerdeki kadın kahraman
uzun sarı saçlarınla saklıyorsun şuh bakışlarını Gözlerinden geçen bulutlarda akıt artık o yağmurlarımı içime çeksin toprağım onları bir ağacım daha büyüsün bir tomurcuk daha açayım evrene
hadi inat etme bir gülücük resmedeyim yüzüne güçlü fırçalarım var şerbetli ellerim ama senin yüzün kadar saf değil yine de inanmanı isterim resimdeki seni seven erkeğe
Hadi inat etme acıların tutmasın artık bir çetele palavra sıktıralım dünyaya işkence edelim savaşa, bozguna
kendi dünyan kendi bedenin sevdim onları, içini on yedi katlı cennet gibi
hadi inat etme tekrar o sevdiğim ipi bırakalım gökten aşağı inelim yeryüzüne tutuşturalım pamuk şeker yanaklarını onlara aç bebeklerin minik ellerine
hadi inat etme gel kısrakların üstünde sevişelim senle kirpiklerimiz dokunsun birbirine Yine çalsın Pan'ın flütü toknaklarında ilişeyim bedenine ceylanlar izlesin yalnızca bizi bir de Anka kuşları ötsün üzerimizde
oradan çıkalım gidelim şelale altlarına bedenlerimize bulaşsın suyun şekli Yıldırımlar çaksın, şimşekler bulaşsın üstümüze artık dokunsun tenlerimize yağmurun elleri koparalım çilekleri sürelim birbirinizin diline sonra öpücüklerimizi elele koşturalım seninle buzağı sütüyle sataşayım sırtına yemyeşil yapraklarla boyayım boynundaki ısırığı
bir tılsım kadar hafif narin bir alemde incitmeye kıyamadığım unutmadığım kabuğunu tıklatıyorum işte keman telleri üzerinde vals yapmaya bekliyorum seni bizleri göğe çeken senfoniler çalarken sadece gözlerimdeki güce çağırıyorum gözlerini
hadi inat etme hayalindeki sahilde toplayalım senle denizminaresi işte sığ sularda dolaşıp ayaklarını ayaklarımda gezdir de taşıyayım seni dalgaların kalbine
hadi inat etme göbeğimi gıdıkla işte yine in çık istediğin yere avuçla sert göğsümü sarayını gezdir misafirine dolaşsın içinde kaosun çocuklarını doğuralım o serinlikte
Bir salgın hastalık yayalım damaklara sevgi virüsleri dolaşsın herkesin kanlarında öldürsün kin hücrelerini yoketsin bilgeliği bitiren nefretleri
Hadi inat etme Oannes hadi çıkaralım dilimizin altındaki anahtarları huzurlu melodiler yumurtlayan balıklara verelim napacaklarını bilirler onlar içimizdeki saklıyı bırak iyileştirsin oğullarımızı bırak iyileştirsin kızlarımızı
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler. |
|