|
|
Meğerki...
Tarifsiz bir hâldeyim ben Şu hâlime şaşıyorum! Karakışta ter dökerken Ağustosta üşüyorum.
Ruhum cehennem közünde Güller açıyor yüzümde Süzülürken gökyüzünde Birdenbire düşüyorum.
Hep gözü açık uyudum Zehir içtim yudum yudum Delik-deşik tüm vücudum Hayret!. Hâlâ şişiyorum.
Bilmiyorum ben, ben miyim?! Kendim miyim, gölgem miyim?! Boşlukta gezer gibiyim Çok garipçe yaşıyorum!
Başağım çok, harmanım yok Ağacım çok, ormanım yok Yürümeye dermanım yok Karlı dağlar aşıyorum.
Dert topladım dolmak için Mekânım yok kalmak için Toprakta yer bulmak için Eşiyorum, eşiyorum.
Yandıkça can çıraları Deniz sandım karaları Kangren olmuş yaraları Kanatarak kaşıyorum
Canlılar mezarındayım Ne bu gün, ne yarındayım Yıllar var ki fırındayım Yana yana pişiyorum.
Hayalimde kana kana Can verdim sevdiğim cana Sığarken bazen fincana Bazen Arz’dan taşıyorum.
Sordum bir yaşlı kadına "Sevda" denirmiş adına... Bakan yanarmış, tadına... Küllerimi deşiyorum.
Aralık 1998
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler. |
|