|
|
Hüznün Gazeli
mutluluk hiç olmadı her zaman vardı hüzün cennetten kovulunca adem'i sardı hüzün yakup peygamber gibi yitirseydi yusufun kulbe-yi ahzeninde daim ağlardı hüzün tegavül gösterecek ol dilber-i kamer-veş kalb-i uşşaka düşen semavi nardı hüzün gençlik ilkbaharının mutluluk sabahında göklerden sulu sepken yağan o kardı hüzün kuruyunca gözümde kanlı yaş denizleri daha ağlama diye bana yalvardı hüzün arttı hiç eksilmedi sığmaz oldu içime kadim bir hicran ile göğsümü yardı hüzün gözlerim fotoğrafta değince gözlerine müşvik bir ana gibi yüzümü sardı hüzün bülbül ağlar, gül güler bu alem-i fanide ağyar yoktu bülbüle bir küçük hardı hüzün iyi gün dostu ile ehibba-yı sadıkı ayırmak için güya bir ince zardı hüzün kimi haristan diye terketti ol bahçeyi oysa mübtelan için kuy-ı gülzardı hüzün kimseye yar olmadı tegafül eyleyerek herkesten uzak idi yılmaz'a yardı hüzün
İstanbul - 1991
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler. |
|