Zaman yapraklar arasında kırılgan buzdan bir fanus içindeyim herşey flu kemirmek istiyorum bir köpek gibi belleğimde canlanan gölgeleri bu ne tür bir sanrı nasıl bir raks ...korkunun kuru sağanağında griden daha gri bir sise batıyor ufukta süzdüğüm hayaletin yüzü
çıldırıyor muyum yoksa yalnızlık mı kaçırıyor aklımı sesler duyuyorum nerden geldiğini bilmediğim uyku ve yokluk, gerçeklik ve hiçlik bir matkap gibi deliyor zihnimin duvarlarını karanlık bir uğultu ruhumu saran dipsiz tedirginlik gitmek mi gerek yoksa kalmak mı hangisi daha beter
ay doğumunda bilenmiş uçurum taşları yarını olamayan bir hançer gibi saplanıyor geceye ...korkunun ıslak göğsünde kendime kefen biçiyorum iki kadınla sevişerek imge karanlığında. Işıktan yoksunum duvar bulun bana duvar(söylemek istemiyorum ama) er ya da geç bu esmer tenli korkak asacak kendini sarışın bir ağaç dalına
düş akını içinde çürük kelebek ölüleri tensiz bir beden içindeyim herşey boş silmek istiyorum geçmişin tansık izini bu nasıl öfke nasıl bir isyan ...korkunun vakitsiz çöküşünde kızıldan daha kızıl bir ölüme yatıyor yakamda taşıdığım hayaletin yüzü
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler.