Günlerden bir gün İstanbul'da Sabah oldu eşya ışıdı Bahçedeki horoz öttü Horozun öttüğünü duyunca Türkü tutturdu Bir çiçek keyfine göre...
İşler bu yola döküldü mü, İnsanoğlu durmaz Yatağımdan kalktım Kahvaltı ettim Geceden kalma ne varsa Ceketimi giydiğim gibi Sokağa çıktım
Bir rüzgar esti hafiften Sonra durdu Yağmur çiseliyecek gibi oldu Bir tramvaya atladım Doğru parka gittim Sıranın birinin üstüne Uzandım Gökyüzünü seyrettim
Gökyüzü de bir türkü söyledi Gökyüzünün türküsü de Horozunkine, çiçeğinkine uygundu Öylesine maviydi gökyüzü Öylesine derin Öylesine sonsuz
Ama bıkılıyordu gökyüzünden Kalktım kahveye uğradım Bir çift söz ederim dedim Ahbap aradım Bulamadım Bulamayınca Elim şakağımda Düşünmeye vardım
Derken öğle oldu İş yerleri boşaldı Cümle halkın karnı acıktı Ben de acıktım Bir köfteci dükkanına girdim Köfteler kızardıkça Ortalığı bir duman sardı Bir soğan kokusu
Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre Yalnız bir aralık Bir sevda yaşadım düşümde Büyük bir caddeden geçerken Bir kadın görünce balkonda Saçları alabildiğine sarıydı Bugüne dek Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu Sabahlığında
Sevdalandım düşümde O benden habersiz Akşam gelecek aşığına Hazırlandı durdu aynasında
Gönlü sevdayla dolanların Son uğradıkları meyhane Bir yudum aldım da Kendimi buldum kocaman bir denizde Nelerin unutulup gittiği nelerin İzi bile görünmeyen gemilerin
Akşamları sokakları dolduran serinlik Bir kahvecinin Kahvesinin bahçesini suladığı Anı hatırlattı bana Bütün gün taban teptim İçimde bitkinlik Akşamı ettim
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler.