Gençliğimi bir sarı zarfa koydular anne Botlarımı bağlayıp kepimi taktım Daha başlangıçta hasret kaldım son güne Karınca gibi görünen insanlara dağlardan baktım
Bu kuzunun gurbetteki onuncu yılı Okudum, çalıştım ve şimdi askerim Ne kadar da değiştim bilsen senden ayrılalı Her gece kavuşacağımız günü düşlerim
Simsiyah saçlarıma aklar düştü Uykularım eskisi gibi huzurlu değil artık Acımasız yıllar birer birer üzerime üşüştü Bir savaştan çıkmış gibiyim yüreğim yırtık
Diyar-ı gurbette savruldum durdum Fırtınanın önündeki yapraklar gibi Her gün kendi kendime sordum Yok mu bu düşüp durduğum uçurumun dibi?
Doksan yedinin hazan mevsimiydi Sabahın ilk ışıkları yüzüme acıyla vurdu Vakit amansız bir ayrılık vaktiydi Bilmiyorum o zaman gözyaşlarımı ne durdurdu
Şimdi hüküm süren iki bin yedi Yani aldığım yaranın onuncu yılı Ben mi zamanı tükettim yoksa o mu beni yedi Sabret anne sabret inşallah bu ayrılığın sonuncu yılı...
Sitede yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine aittir.Şiir deryası sadece bu şiirleri size toplu halde ulaştırmaktan memnuniyet duyar. İsteyen şairler şiirlerini ve isimlerini sildirme hakkına her zaman sahiptirler.